8 Ağustos 2008 Cuma
1 Temmuz 2008 Salı
Madem yok sayıyorlar, yok olalım..!

Gazete`de bir köşe yazarının işaret etmesiyle dikkatimi çekti ve okudum Nihat Nasır`ın "Buyrun memleket sizin olsun!" yazısını. Gerçekten de harika...
"Madem bizi yok sayıyorlar, öyleyse bir günlüğüne de olsa gerçekten yok olalım" diyor. Ağırlığımız sadece nüfuza sınırlı! Oysa bu gidişata DUR demeli; diyemiyorsak yok saydıkları bu milltimize yokluğumuzla ne kadar muhtaç olduklarını gösterelim!
99% müslüman olan bir ülke de, 1% olanların hazmedemediği için müslümanlar sindiriliyor. O halde o 1% olanlar kalkındırsın bakalım ülkeyi...
Yazısından bir özet...
Gelin, mızıkçılık edip ‘biz bu oyunu oynamıyoruz’ diyelim.
Gelin, ‘kim hangi rolü üstleniyorsa üstlensin ama biz figüran değil, esas oğlanız’ diyelim.
Gelin, bizleri hiçbir şeyden anlamaz sanan statükoyu fena halde yanıltıp onları sobeleyelim…
Gelin, ‘güzel ve yalnız’ ülkemizin huzurunu sabote edenleri çırak çıkaralım…
Gelin, ‘Damoklesin Kılıcını’ bir güzel paketleyip geldiği adrese geri gönderelim…
Gelin, bir daha hiç vermemek için bir günlüğüne; ‘buyurun memleket sizin olsun’ diyelim…
Bir günlüğüne…
Şimdiye kadar denenmemiş bir eylem…
Bağırmak çağırmak yok!
Kırmak dökmek, hiç yok…
Üstelik bu özelliğinden ötürü, karanlık odakların tertipleyeceği provokasyonlarla manipüle edilme riski sıfır…
Yani dibine kadar ‘barışçı’ bir eylem!...
Buna bir tür, ‘sessiz çığlık’ da diyebiliriz.
Ensesinde inşa edilen boza fabrikasına; ‘yetti artık!’ diye itiraz eden herkesi, bu eylemin oluşumuna katkı vermeye davet ediyorum.
Yarın, güzel bir gün olabilir…
Belki de böyle bir "gövde gösterisine" ihtiyacımız var, ne dersiniz?
29 Haziran 2008 Pazar
5 Şubat 2008 Salı
23 Ocak 2008 Çarşamba
Öylesine I
Beton ve asfaltla kabuk bağlamış
Bir sehrin yüzüne düşer gibi
Yüreğime düşen damlalar da parçalanıp
Dört yana savruldu…
22 Ocak 2008 Salı
Medyanın Terör Dini
Televizyon kanallarını karıştırırken, bir yerde durakladım. Konu Islam idi, dikkatimi çekti. Kendini müslüman olarak tanımlayan, ama hakikatte Islam diniyle hiç bir bağlantısı olmadığını itiraf eden bir bayan konu edilmişti. Örtüye karşı olduğunu belirtirken, envai çeşit islami görüşlere sahip olan insanlarla görüşüyor. Ama heyhat… Islamda tesettürü savunan bayanlar objektiflere pek cahil kimseler olarak yansıtılırken, „giyim kuşam bir kültür meselesidir, Islamda kadın örtünmek zorunda değildir, müslüman olabilmek için kendini müslüman olarak tanımlaması yeterlidir“ diyenler pek sempatik ve samimiydiler…! Bir sahne vardı – gözümün önünden gitmiyor – belgeselin konusu olan bayan, örtüye bürünmeyi denemek (!) istediğinde, dönüp aynaya dahi cesaret edemeyip bakamazken… o an geliyor… dönüp aynaya bakıyor… ve çok korkunç ve çirkin bir bayan görüyor karşısında… yüz ifadesi kayıtlara geçmeye değerdi! Zaten gerisini tahmin edersiniz. Kameralara bunların haricinde intihar saldırıları gerçekleştiren, kafirlere savaş ilan eden, hutbelerde harbın ilan edildiği bir din yansıyor.
Artık alışa geldiğimiz bu görüntüleri yazıya dökmeye niçin bir gereksinim hissettiğimi sorarsanız, söyliyeyim: Bundan daha 2-3 gün önce televizyonda başka bir belgesel vardı. Yahudilerin tarihini gözler önüne getiren 20 dakikalık bir çalışma. Dünyada çıkardıkları bozgunlukları ve fitneleri konu edinmemişlerdi elbet! Konusu, asırlarca dinlerini hürriyet içinde yaşayamamış memleketsiz bir halk, bulundukları yerlerden sürekli kovulan bir milletin acı dramı. Doğrudur… fakat hiç bir yerinde niçin kovuldukları anlatılmıyordu. O durumdayken onları himaye altına alan Osmanlı Devletinin „O“su bile geçmiyordu. Bunlar bir yana... Aynı medya bu milleti hep acınacak tarafından sunarken, Islam dini neden karalanıyor?
Bir kaç gün sonra vizyona Adolf Hitlerin çocukluğu girecek. O katliamı gerçekleştiren bu canavarın çocukluğunda aranacak antisemitizm. Sonra başka bir belgeselde Hitler'in nasıl başa geçtiğini anlatacaklar, bir başkasında çöküşünü, diger bir belgeselinde günümüzdeki antisemitizm konu edilir… ve bunlar tekrar tekrar ekranlara gelecek. Neden? Olur ya Alman milleti unutur, 70 yıl evvel olan olayları. Unutmamalarını garantiye almak için ekranlardan hiç eksilmeyen bu görüntülerin yanı sıra, ilkokulda başlayıpta bundan sonra ki okul hayatının hemen hemen her senesinde yeniden ders konusu olacak Hitler dönemi. Unutmayın sakın!
Şimdi biri yanlışlıkla Yahudi aleyhtarlığı bir şey demeye cesaret etsin bakalım...
Peki şöyle bir soru sorayım. Madem Almanlar geçmişlerinde yapılan bu hatadan dolayı, yurt dışında Alman olduklarını söylemekten dahi utanç duyuyorlar, o halde şimdi de tarihin başka bir din mensupları üzerinde aynen tekerrür etmemesi için azami gayret göstermeleri akıllıca olmaz mıydı? Tıpkı Hitler öncesinde cereyan eden olaylar gibi, şimdi de Islam düşmanlığı almış başını gidiyor.
Ama bu din Allah`ın (c.c.) koruması altında ki, ne kadarda uğraşsalar, binlerce Avrupalı'nın Islam'a akın akın girmesine engel olamıyorlar.
Varsınlar terör dini demeye devam etsinler…!
14 Aralık 2007 Cuma
Mekkesiz Medine Olmaz!

Prof. Dr. Colin Turner`in ifadesi çok hoşuma gitti. Diyor ki :
Evet... Çok arıyoruz Asr-ı Saadet dönemini ama pek bir gayret içinde olduğumuz söylenemez... Unutmuşuz ki her Medine döneminin önceyi olan bir Mekke dönemi var...! Bir bedel ödemek gerekiyor. Her türlü hakaret ve işkenceler karşısında dik bir duruş sergilemeli önce! Akabinde Hicret var... Dünyanın bin bir cezbedici hallerine sırt çevirip tek olan Hakka yönelmek; sadece mekan kavramına kısıtlı olarak değilde, zulüm ve adaletsizlikleri terk edip Allahın (c.c.) buyruğuna göç etmek gerekiyor…
Bu uğurda yorulanlardan olabilme temennisiyle....
Bugün Islam dünyasının dört bir köşesinde Müslümanlar Hazreti Peygamber`in altın çağı denilen dönemi yeniden var edebilmek için Medine hayalleri kuruyorlar. Ama
bunu yaparken gerçek adalet dersinin öğretildiği Mekke döneminin zorluklarına
katlanmak da istemiyorlar.
Evet... Çok arıyoruz Asr-ı Saadet dönemini ama pek bir gayret içinde olduğumuz söylenemez... Unutmuşuz ki her Medine döneminin önceyi olan bir Mekke dönemi var...! Bir bedel ödemek gerekiyor. Her türlü hakaret ve işkenceler karşısında dik bir duruş sergilemeli önce! Akabinde Hicret var... Dünyanın bin bir cezbedici hallerine sırt çevirip tek olan Hakka yönelmek; sadece mekan kavramına kısıtlı olarak değilde, zulüm ve adaletsizlikleri terk edip Allahın (c.c.) buyruğuna göç etmek gerekiyor…
Bu uğurda yorulanlardan olabilme temennisiyle....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



