
Hâlâ..
Yüreğimin ikamet ettiği yere ayak seslerimi bekliyorum...!
Bu gelen o mu?
Yüreğimin ikamet ettiği yere ayak seslerimi bekliyorum...!
Bu gelen o mu?


Gelin, mızıkçılık edip ‘biz bu oyunu oynamıyoruz’ diyelim.
Gelin, ‘kim hangi rolü üstleniyorsa üstlensin ama biz figüran değil, esas oğlanız’ diyelim.
Gelin, bizleri hiçbir şeyden anlamaz sanan statükoyu fena halde yanıltıp onları sobeleyelim…
Gelin, ‘güzel ve yalnız’ ülkemizin huzurunu sabote edenleri çırak çıkaralım…
Gelin, ‘Damoklesin Kılıcını’ bir güzel paketleyip geldiği adrese geri gönderelim…
Gelin, bir daha hiç vermemek için bir günlüğüne; ‘buyurun memleket sizin olsun’ diyelim…
Bir günlüğüne…
Şimdiye kadar denenmemiş bir eylem…
Bağırmak çağırmak yok!
Kırmak dökmek, hiç yok…
Üstelik bu özelliğinden ötürü, karanlık odakların tertipleyeceği provokasyonlarla manipüle edilme riski sıfır…
Yani dibine kadar ‘barışçı’ bir eylem!...
Buna bir tür, ‘sessiz çığlık’ da diyebiliriz.
Ensesinde inşa edilen boza fabrikasına; ‘yetti artık!’ diye itiraz eden herkesi, bu eylemin oluşumuna katkı vermeye davet ediyorum.
Yarın, güzel bir gün olabilir…