18 Haziran 2010 Cuma

Tablo



Yağlı boya tablosunda son renkli hareketler

Tamamlanacak... ve sahibine teslim edilecek eser


''Bu resmi yeniden yapabilsem aynı renkleri kullanır mıydım?''


Bu soru aklımdan ilk defa geçmiyor

Yine varsayımlar ve tahayyüller

İtiraf ediyorum, ilk defa yanıtsız kalmıyor...


Hayal etmekle fırça yerinden oynamıyor

Ve kafada ki tasarıyla orataya çıkan eser

Hiç bir zaman birbirine tam mutabık olmuyor!


Renk renk çiçekler doldurmuş vadisini eserin

Hoş... böyle istediler

Halbuki ben en çok bembeyaz papatyaları severim...

12 Mart 2010 Cuma

Öylesine II



Uyanırsın
Dün geceki fırtınadan eser sokaklardaki ıslaklığı görürsün
Ve birde
Kalbindeki derin el izi...

7 Mart 2010 Pazar



Herşey boş imiş, ölüm ise tek hakikat...

12 Şubat 2010 Cuma

25 Ocak 2010 Pazartesi

İstanbul'a kar yağıyor!


İşte lapa lapa yağıyor.
Ne olursa olsun!
Soğuğu değil, bembeyaz örtüsüyle kaplarken şehri, o sıcaklığı hissediyorum... Evde yanlızlığımı bile unutturuyor.
Ve kar yağarken gezmenin keyfi..
Çokca yürülmüş yolları değil de, kimsenin basarak güzelliğini bozmadığı yerlerden geçiyorum. Dizlerime kadar kara batsam da... varsın batsın! Bu keyfi hiç bir şeye değişmem! Hiç geçilmemiş yollardan geçmek bazen en güzelidir... zorda olsa! Geriye baktığında sadece kendi ayak izlerini görürsün, başkalarına karışmamış haliyle..
Ve en önemlisi, karı sadece çamura bulanmış vaziyette tanımazsın....!

(Yoğun kar sebebiyle sınavlar ertelenmiştir. Olsun bu güzelliği tatmaya değer...)

8 Aralık 2009 Salı

Sustum



 ''Bir elif miktarı uzayan acılara, dört elif miktarı sabretmek düşer...!''










Doğru söylemiş söyleyen! Sabretmek ve susmak...

O halde, ben de sustum.
Vurdukca dalgalar Üsküdar sahilinin kıyısına, emin ol, bir kalem oynacak!
Ve susacak İstanbul,
susacak Eminönü,
haykıracak Beyazıt!
Ben sustum, ama konuşacak her bir tuğlası bu şehrin. Hep aynı şeyi anlatacak... anlatacak birer birer; kafesine sığmayan içimde ki bu sese tercüman olacak...

Şimdi sustum. Kimse bilmiyor, çünkü sustum...Henüz kimseye söyleyemedim...

O ilk defa sustuğum yer varya -çok iyi bilirsin sen- işte orda bekliyorum şimdi.
Sessizliğime ortak olmak için, sen de gelir misin?

27 Kasım 2009 Cuma

Üşüyorum



Anne, gökyüzü hep böyle karanlık mıydı?

Bu soğuklar hep böyle üşütür müydü?

O hüzünlü yürek bakışlarını yere indirdikce,

Bu kalp hep böyle sızlar mıydı?