18 Temmuz 2010 Pazar

Kalk Ve Yorul



''Dünya; kötülük yapanlar yüzünden değil,

seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden

tehlikeli bir yerdir.''


(Albert Einstein)




Timsah gözyaşları deriz ya... bıktım o gözyaşlarını görmekten. ''Yüreği sızlayanlar''dan kaynıyor zaten ortalık, bize icraat insanı lazım...

''Mavi Marmara'' olayı ne kadar çabuk unutuldu mesela... Yeterince enine boyuna tartışılmadı mı diyecek bazıları belki. 'Gemide kadın olmalı mıydı, olmamalı mıydı?', 'İsrail'den izin istenilmemeli miydi?', 'Yeni bir gemi kalkacak mı? Ne zaman ve kimler olacak?'... Bunların hiç birisini kastetmiyorum ben. Sonuçta ne oldu? İsrail'e bir yaptırım uygulandı mı? Yaptıklarından pişman oldular mı, özür beyanında bulundular mı? Peki Levent ve Taksim meydanını dolduran binlerce insan şimdi hangi cereyana kapılmış gitmekteler? Oralara dökülmüş ve o meydanlarda nöbet tutmuş olmanın rahatlığıyla şimdi gündelik hayatlarına devam ediyorlar sanırım... Görevimizi yerine getirdik nasıl olsa, değil mi?

Filistinliler özgürlüklerine kavuştular, sürüldükleri topraklara geri döndüler, ambargo sona erdi ve artık müslümanlar bu dünyada kan ağlamıyor..... da, benim mi haberim yok???

Lut kavmini hatırlayalım... Helak edilen o kavmin büyük oranı o lanetlenmiş günahı işlememekteydi, fakat onlarla beraber yerle bir edildiler. Neden? - Çünkü onları uyarmıyor ve onların işledikleri suça karşı sessiz kalmışlardı.
Filistinli bir çocuğu tankla ezmiyoruz diye, ezenden daha masum değiliz - şayet buna sessiz kalıyorsak!

Çok muhterem hocam ''Hak davaya hizmet etmemekle, batıl bir davaya hizmet etmek arasında fark yoktur'' demiştir, bunun bilincinde olalım!


Hadi... şimdi laf değil, icraat zamanı! O halde yeniden 'kalk ve yorul'...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Ey İstanbul... Seni çok seviyorum...!

18 Haziran 2010 Cuma

Tablo



Yağlı boya tablosunda son renkli hareketler

Tamamlanacak... ve sahibine teslim edilecek eser


''Bu resmi yeniden yapabilsem aynı renkleri kullanır mıydım?''


Bu soru aklımdan ilk defa geçmiyor

Yine varsayımlar ve tahayyüller

İtiraf ediyorum, ilk defa yanıtsız kalmıyor...


Hayal etmekle fırça yerinden oynamıyor

Ve kafada ki tasarıyla orataya çıkan eser

Hiç bir zaman birbirine tam mutabık olmuyor!


Renk renk çiçekler doldurmuş vadisini eserin

Hoş... böyle istediler

Halbuki ben en çok bembeyaz papatyaları severim...

12 Mart 2010 Cuma

Öylesine II



Uyanırsın
Dün geceki fırtınadan eser sokaklardaki ıslaklığı görürsün
Ve birde
Kalbindeki derin el izi...

7 Mart 2010 Pazar



Herşey boş imiş, ölüm ise tek hakikat...

12 Şubat 2010 Cuma

25 Ocak 2010 Pazartesi

İstanbul'a kar yağıyor!


İşte lapa lapa yağıyor.
Ne olursa olsun!
Soğuğu değil, bembeyaz örtüsüyle kaplarken şehri, o sıcaklığı hissediyorum... Evde yanlızlığımı bile unutturuyor.
Ve kar yağarken gezmenin keyfi..
Çokca yürülmüş yolları değil de, kimsenin basarak güzelliğini bozmadığı yerlerden geçiyorum. Dizlerime kadar kara batsam da... varsın batsın! Bu keyfi hiç bir şeye değişmem! Hiç geçilmemiş yollardan geçmek bazen en güzelidir... zorda olsa! Geriye baktığında sadece kendi ayak izlerini görürsün, başkalarına karışmamış haliyle..
Ve en önemlisi, karı sadece çamura bulanmış vaziyette tanımazsın....!

(Yoğun kar sebebiyle sınavlar ertelenmiştir. Olsun bu güzelliği tatmaya değer...)